2 Temmuz 2009 Perşembe

Bölüm 2 - Koltuk

Müthiş yaygaralarla kaplanmış bir günü daha arkasında bırakmanın verdiği mutlulukla, çabucak Danny'i yanıma çekiştirdim ve "Senin o şıllık ile ne işin var!" dedim. Danny afallamış şekilde bana bakarken, Tavşi'nin şimdi gelmemesi gerektiğini, eğer gelirse bir rezilliği daha kaldıramayacağımı düşünüyordum. Danny eveleyip gevelerken, arkadan Dean geldi. Dean müthiş şekilde bariz sarhoştu. Lucy'nin sarhoş erkekleri neden bu kadar çekici bulduğunu hiçbir zaman anlayabilmiş değilim, hala da anlamıyorum. Her neyse, konuya dönelim. Lucinda yanımda dağılmış çantasını toparlarken, Dean'in geldiğini görüp ayağa kalktı. Kalbinin attığını ve kriz geçirme evresinde olduğunu kesinlikle gözlerinden anlayabiliyordum. Ben Danny'e aynı şeyleri hissediyordum, fakat şu an ona o kadar kızgındımki onu öldürebilirdim.

Hayatımın içine eden faktörlerden birisi de, Danny ve Dean'in peşinden koşmak ve yaptıkları boklukları temizlemeye çalışmaktı. Neden sadece düzgün bir şekilde durmuyorlardı ki ? Dean geldi, yalpalıyordu ve sarhoş olduğu her halinden belliydi. Lucinda ayağa kalktı, "Voleybol kızları - neden ?" dedi. "Çok açıklayıcı bir cümle." diyerek destek verdim. Fakat, bu desteğim en az onun cümlesi kadar saçmaydı çünkü iki sarhoşun bu kelimeleri anlaması müthiş şekilde imkansızdı. Elime bir kitap alıp Danny'nin kafasına geçirdim ve arabaya doğru gittim. Lucinda'nın kolundan tutup onu çekmesem, muhtemelen orada durup Dean'i seyredecekti.

Arabaya bindiğimde, hiç şaşırmadığım şekilde yan koltuğumda Tavşi Tavşi oturuyordu. "Tavşi sana Cd verecek, onu koy bakalım. Vuhuuuğğ hasta la vista!" dedi ve o pofuduk ellerini başına ve kalçasına koyup küçücük arabanın içinde dans etmeye başladı. "Salak mısın, otur oturduğun yerde!" diye çemkirdim.

Bu sırada, birşey farkettim ve sinir oldum. Tavşi'ye alışmıştım, onu yadırgamıyordum. Lucinda Tavşi'yi görmediği için hemen yolcu koltuğuna oturdu. Fakat ben görüyordum ki, tavşinin üstüne oturmuştu , farkına bile varmamıştı.
-Ama tavşi varmıştı, ve önemli olan işin bu noktasıydı. Ve tavşanların en bilindik özelliklerinden birisi, bu noktada devreye giriyordu. Tavşanlar nasıl ürerdi ? Ah, neler diyorum böyle. Her neyse. Konuya dönelim. Lucinda bir tehlikedeydi , ve ben Tavşi'nin deyimiyle Can Dostu'mu kurtarmalıydım. "LUCİNDA ARABADAN HEMEN İN!" dedim. Lucinda muhtemelen onu kovduğumu sanacaktı ve trip atacaktı, fakat açıklamamı duyunca bana şükran duyacağından, ve şükran günü'nü kutlarken hep beni hatırlayacağından emindim.

Tavşi dudağını büktü, ve tekrar bilindik şarkısını söyledi. "Allah Belanı Versin."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder